13 Ağustos 2025 Çarşamba

Koşar Adım Çıkarsın


Kaçarken kaybolmak

Gidilmiş yerleri görmenin yanında orada bıraktığımız izlerin toplamı kadar hayattaki özümüz. Sahip olduklarımız değil de bıraktıklarımız, bırakabildiklerimiz bizim gücümüzken, kimsenin bilmedikleri gerçeğimiz, göremedikleri ise daha görünür yapar.. 


Bildiklerini saklamaksa paylaşmak daha özgür yapar. Aldığımız nefesi bile verdiğimiz şu hayatın içinde ne kalır ki, ebediyete uğurlayan neyin olabilir. Başkasına dokunduğun yerlerin seni yaşatması kadar. Her dokunduğun hayatın bunu yaşatacağını ve taşıyacağını bilmek hayatın bir lütfudur. 


Enerji her şeydir, her şey enerjidir. Bunu düşünürken yaşamak zor, unuttuğumuz zamanlarda ise yaşayamıyoruz. 

Ne demek istedim. Bir karar anında yaptığımız her şeyin bir sonucu olacağını bilmek, yaptığımız her şeyin sonucu da sebebi de değiştirebilir. Ucu nereye dokunur, ucu bucağı olmayan deryada hangi balığa nerede değer bunu kim bilebilir. 

Zamanı sığdıramayan cümlelerin yerini bulabileceği satırlara bıraktığım sözcüklerimin nadide harflere doğru izlediği yolda. Kayıp değil sadece olmak isterim. Olduğu gibi var olduğu gibi yaşamak her şeyi...

 Tekrar eden şeylerin şehri Eskişehir, sıklıkla benzerlerini görebildiğiniz bir yer. Benzeri derken birbiri ardına yaşanan olayların ve oluşumların seneyi belki ayları devretmeden hızla farklı hallerde sirayet ederek yaygınlaşması. İngilizce için ifade edilebilecek şekli " take an example by " olabilir.


 Özgürlük nezninde çığır açan memleketim; en özgün hali ile bunu sergilerken... Dejenere bile olmadan dağılır ve karışır şehre. Yansımalarını gördüğümüz her günün özetinde iyi bir diyalektik dersi niteliğini taşıyabilir. Birbirini besleyen zıtlıkları yaşatan güzel bir bakış açısı. Ekosisteme çeşitlilik katan bu yapısı kendini yenileyen hayata ışık tutan haliyle her zaman dikkatleri üzerine çekmiştir. Yeniliklere kucak açan, inovasyon da sınır tanımayan halkı, bu coşkuyu içinde taşıyan her bireyi kendine çekiyor. Nüfusuna oranla en çok öğrencisi olan dünyaya kendini ispatlamış, duruşuyla sesini var etmiştir. 


Kendi içindeki benzerlikleri yönünde rutini yaşarken, dışarıda farkı her zaman göstermiştir. Kendi halinde yaşayanların her zaman en cesur olanları olduğunu düşünürüm. Gözü kara derler ya öyle. 


En sakin günleri anlık bilinmezlikleri ile hep şaşırtmış olmalı ki gelen gidemez. Giden gittiği yerde kalamaz. Döner dolaşırsın şehri. Burada kopmayan bağların varlığı bıraktırmıyor insana eskisini. Nerden biliyorum. Çünkü ben de buradan gittim. Onu da sonra anlatırım. Sevgiler 💜

10 Ağustos 2025 Pazar

Şuğul Cenneti

 Zor Zamanlar Bizi Bulmaz

Geçen zamanı hayıflanmadan yaşama. Öyle yüklü öyle dolu geçen akışta insan üzüleceği şeyleri unutur olur. Gereken meşguliyette bu sağlık sorunları dışında pek çok şeyi aşmaya sebeptir. 

Şugul cenneti, “şugul / şuğul” kelimesi Osmanlı döneminde geçen bir kelime olarak tanımlanmış; anlamı “işler, uğraşacak şeyler, gaileler” şeklinde ifade edilmiştir. Bunun dışında Sivas'ta bir kanyon ismidir. Ne hikmetse....

Zamanını geçirdiğin her şey senin gibi ama sahipmiş gibi değil. Sana dair olan şeyler gibi düşüneceksin. Ya da senin olmaya bile yakın olmayacak uzaklıktaki şeylere dokunmamak, çiçeklenmek için bataklıkta su aramak ne beyhude bir çabadır. İşte orda çiçeği ve renkleri unutursun, canlılık yok olur. İçinde akmadan devam eden o batık hal seni içine alırsa nefesini kurtaramaz. Boğulur gidersin. Bunun yanında güzelliklerin sonu gelmez. Çiçeklerin yaşadığı yerlerde yeni tohumlar için her zaman bir şansınız olur.

Nöroplastisite,

Beyindeki sinir hücreleri (nöronlar) arasındaki bağlantıların yaşam boyu, deneyimlere, öğrenmeye, çevresel faktörlere ve hatta yaralanmalara bağlı olarak değişebilmesi sürecine denir. Yani ne yaparsan osun ne yapmıyorsan da eksik olan osun. Böyle bakarsak acımazsızca kendi felaketimizi kendimiz yaratıyor. MUCİZEleri ise avuçlarımızda taşıyoruz. Farkındalıktan başka bir şekilde açıklayamayız sanırım.

Başkasına duyulan ilgi, şefkat ve merhamet kendiniz için var olduğunda zaten ne kötüye yol açar, ne kötülüğe yakın olabilirsiniz. Ne kötüyü tanımak zorunda kalabilirsiniz. Kendiniz için iyilik yatırımı her zaman başkalarına da daha çok yarayacaktır. Şimdi kulağımda çalan nane limon gibi... Limon-Nane

“Eski adamlar doğruyu söylemiş

Bir çiçekle bahar olmaz

Kişi kendini bilip sağa sola sormalı

Can pazarı bu oyun olmaz

Zürefanın düşkünü

Beyaz giyer kış günü

Sonunda şifayı kapıp da şaşırınca

Bana gel beni dinle iyi yaz

Defteri kalemi al iyi yaz

Zarif olarak tarif edilebilen bir konuya atıf yaparak ifade ederken özgün yorumu barındıran ince bir manası olan yine efsane bir isim ve yine efsane bir eser diyebiliriz. Ve...

Barış iğneyi kendine batırır

Çuvaldızı başkasına

Bol keseden akli ona buna dağıtır

Darısı kendi başına”

 İğneyi kendine batırmak çok acı, ama burası acımadan diğerinde acıyı tanımak mümkün olmuyor. Cehalatı yaşamak sonra feragat etmek sonrası da kendini azad etmek... Yaşamı bundan değerli ne kılar. Zaman bundan güzel nasıl geçer..

Zamanın zor halleri bizi de mutlaka denk gelir. Ama herkes kendi tarihini yazar. Kimisi buna eşlikçi olur ki olmalıdır. Ama bence bir hikayesi olan herkesin kendini anlatacağı çok şeyi mutlaka vardır. Hikayeniz güzel , yarınlarınız mutlu olsun.. 

Sevgiler 💛

9 Ağustos 2025 Cumartesi

Bir Buçuk Yıl

 Can

Yakan 

Yıllara 

Hepimiz için özel zamanlar olduğu gibi bizi zorlayan da 1,5 yılı olmuştur. O 1,5 yılı dönem dönem yaşarız. Bu zaman periyodu önce şaşırtan ne olduğu belli olmayan daha kötüsü ne kadar süreceği belli olmayan bu dar günler.

 Endişeli geçerken yalandan bu belirsizlik her anlamda zorlar. Uzun süren depresif hale sokar. 

Dışardan bakarken sanki kimse ne olduğunu bilmiyor gibi okumayalım bunları arkadaş.

Herkes bazen bireysel bazen kitlesel hatta yayın olarak toplumsal olarak belli başlı çöküş ve yıkılışlara şahit olmuştur. Empati kurmak aslında bu yüzden çok kolay.

 Eğer benim 1,5 yılım sizinkine denk gelirse pek sağlam bir dayanışma yapılamayabiliyor. Bu gibi rastlaşmalar bir tarafın karşıya sağlayacak duruşta olması, kendini geri atmadan bu desteği sağlayabilmeli. Gel gör ki kimse kimseyi ne görecek ne duyacak halde... Duyarsızlık zulüm değildir, ama duyarlı olduklarımızdan vazgeçmek tüm bağlarımızı koparabilir. 

Karşılıklı anlayış kişilerin kendi kör noktalarında kayboluyor. Tıpkı son dönemde beni vurguna uğratan şu pasaj gibi ;

İnsanları temel ihtiyaçları ile meşgul edersen, Kaybettikleri özgürlüğü unuturlar.” José Saramago

Bu gerçek bir körlük olabilir işte. Hayatınızı 5 senelere böldükçe her beş senenin o 1,5 yılı görülmeyen ya da görsen de farkedilmeyen kayıplarla bezeli. 3/10 her bölümün bu kadar değişime götürmesi veya getirmeye yer alan bu açılımlar dönüşü olmayan sadece ilerlersen aşabileceğin şeyler. Dururdan ölürsün/ uyursan da ölürsün. Uyuma. Uyku zamanı dinlen ama uyanmak zamanı hareket et. Hareket berekettir. Bereket ise melekeden gelir. Elinden gelen işi ne olursa olsun en iyisini yapmaya çalışmak bir başkasındaki melamete de aldanmamak... Önüne bakmak. Herkes işine baksın. 

Genelin temelinde önce kendine bakmak sonra başkasına da bakarken yadırgamamak. Bu ihtiyaç sıralamasında mutlak bir gerçek varsa o da kimsenin ömür boyu bir başkasına karışmadan yaşayamayacağıdır. Bu nasıl olmak zorunda şöyle ki ; size bunu neredeyse 100 yıl evvel yapılmış bir çalışmayla açıklayabilirim. 


Amerikalı psikolog Abraham Maslow tarafından 1943 yılında yayınlanmış bir çalışmada ortaya atılmış ve sonrasında geliştirilmiş bir insan psikolojisi teorisidir. Bu çalışma insanın ihtiyaçlarının bir genel bir hiyerarşiyle oluşması ve mümkünlerin özelinde bu sıralamayla öngörülmesi. Çoğu örneğin bu gibi bir sıralamayla olmadığı günümüz dünyasında aşikar. Yine de en temek örmekler ile bahsedilebilir. 

Maslow'u bilirisiniz, illa ki bu çalışmayı da duydunuz. Bir bakıma tekrar olucaktır. Bu paylaşıma bir eşlikçi ister miydiniz bilmiyorum (?) kahvemi yudumladığım ve bunları sizinle paylaştığım şu sırada kulağımdaki ses Madonna severseniz... Masterpiece ben çok severim kendisini. Tınısı bile ilham kaynağı sesi de öyle özel.

Deklarasyona uğrayan bazı durumlarda körlük yapılar. Geçerli miyopi nedenleri arasında olan silo etkisi veya sendromu diyebiliriz. Bireyleri birimsel düşünerek izole yaşayan yapılar ve belki de soyut halde bir çeşit körlük yaşıyoruz. Kapılmak kaybolmak kadar kaçınılmazdır. 



 Fizyolojik İhtiyaçlar Sağlıklı koşullar ile beslenme 

 Güvenlik İhtiyacı Yaşam alanı ve dış şartlara rağmen var olma

 Sosyal İhtiyaçlar Aidiyet, sevgi, kabul görme, sosyal yaşam 

 Değer Verilme/Saygınlık İhtiyacı Statü, başarı, itibar, tanınma

 Kendini Gerçekleştirme Gelişim, bir işi başarıyla tamamlama, yaratıcılık



İnsan hayatında bu sayılı 5 maddeden en az biri uğruna 5 senede bir

1,5 yıl kadar zarar görme, eksilme özünde zedelenme gibi etkenlerden etkilenir. Bu sırayla tamamlanan liste dönem dönem bireysel ve kitlesel anlamda olumsuz şartlara maruz kalıyor. Kalmamış biri için yaşamış demek kadar garip olacaktır. Yaşamın döngüsü bunu normal kılar. Gündem haberlere ister istemez hakim olan bu 2025 ağustos sıcaklarına bir şarkı atfedecek olsam... Canım yandı/ canımız,canlarımız


Zaman eksenleriniz toparlanabilir koşullarda yaşayıp geçmeniz dileğiyle. Sevgiler💛

8 Ağustos 2025 Cuma

Zorlu Şartlar Altında


zaman akıp gider gider gider ...


Gönül isterdi ki hep iyi olsun çok iyi olsun,

Bütün acılar bir tip her an hoş olsun,
Ama ne yaparsın insanoğlusun,
Acı olmayınca tatlı da olmuyor…

Kıraç
Ağlatan şarkı olmuş kendisi için, bence düşünsürücü oldukça. Zaman uğruna oturup düşünme anı ne mefhum bir çaba. VURGUSUYLA BİRAZ SARSICI BULDUĞUM BU TARZ PARÇALAR HEP DİK DURUŞU GÖSTERİR. YILMAYAN, BIKMAYAN SADECE YIKILMADAN DEVAM ETMEK CİDDİ FARKINDLIK.
UYUMLU VE ILIMLI YAKLAŞIMI NE KADAR İNSANCIL, GÖZÜN KABUL ETTİĞİ GÖNLÜN RAZI GELMEDİĞİ YAŞANANLARIMIZ GİBİ. TOPRAĞI HATIRLATAN, YAŞAMI KUCAKLAYAN ÖZÜNDE UMUT VAR DEDİRTEN ...
BİLDİĞİNİZ GİBİ ÜNLÜ NÖROLOG viktor frankl SÖYLEDİĞİ PEK FAZLA TEZAHÜRÜ OLAN AMA AYNI YÖNE BAKAN TÜM SÖZLERİ GİBİ, HATTA ŞU ARALARINDAN BİRİ GİBİ ;Acılar, sadece gelişiyorsan bir anlam taşır.İNSANIN ANLAM ARAYIŞI KİTABINI ÖN SENE EVVEL KEŞFETTİĞİM (İZMİR KARŞIYAKA PAN KİTAP EVİ EN İYİ FAVORİLERİMDEN) O BANA BEN ODA BAKTIM yeni yayınıyla basılmış öyle duruyordu. ne cesur bir kitap acaba ne yazıyordur derken. sırada , sayfayı okuyordum. Beni  şaşırtan ama şok etmeyen o güzel cümleler. okudukça tecrübeyle gömül dağlıyordu.acıyor acı insanın okurken...  gERÇEKLERİN CAN YAKMASI AMA GÖZÜNÜZÜ AÇMASI GİBİ HUYLARI VAR.
ARTIK BİR DURUMU DEĞİŞTİRME İMKANINIZ OLMADIĞI ZAMAN, KENDİMİZİ DEĞİŞTİRMEK ZORUNDAYIZ DEMEKTİR.  BENDE BIRAKTIĞI İZ BÖYLEDİR. ACI BÖYLE BİR ŞEYDİR. KUŞKUSUZ ÇOĞU İNSANDA İSTEMESE DE NE KADAR DEĞİŞTİĞİNİ BİLMİYOR. HANİ MÜHENDİSLİK İÇİNDE MATEMATİĞİ KULLANIRKEN DAHİL EDİLEN SABİTLİK VE/VEYA DEĞİŞKENLİK KAVRAMLARI GİBİ...
sABİTLİK, ÖNCEDEN TANIMLANMIŞ BİR İFADETKEN; DEĞİŞKEN PROGREM YÜRÜT SIRASINDA DEĞİŞEBİLEBİLEN, DOLAYISIYLA BİR FARKLILAŞMA SÖZ KONUSU BELİRSİZLİKLE BERABER MÜMKÜNDÜR. YERİNE GÖRE ÖLÇÜLEBİLİR OLARABİLİR. AMA DEĞİŞTİREN ETMENLERLE BERABER PDR BİLİMİNDE İSE ZORLU ŞARTLAR ALTINDA ZİHİN KARARLIĞI BU DA İSTİKRARI GÖSTERİR. 
DEVAM EDEBİLMEK İÇİN; TUTARLILIK BEKLENTİSİ... BUNUNLA BERABER ŞÖYLE BİR YORUM EKLENEBİLİR;İşlevsel sabitlik, bir kişinin bir nesneyi geleneksel olarak kullandığından daha fazla şekilde kullanma yeteneğini sınırlayan ve bir bireyin zorlukları çözerken yenilik yapma ve yaratıcı olma yeteneğini etkileyen bilişsel bir önyargıdır.
Değişim, dönüşüm her zaman kaçınılmazdır. Bazı değişmeyenlere rağmen.Bir grup değişmez derken insan nasılsa hep öyledir derken, aslında bir şey aynı kalamaz. Tutumları değerlendirmek değiştirebilir, bazı davranışsal özellikler hep kala da bilirNasıl yorumlandığı esastır burada. Muhteşem üçlü gibi ... bilişsel, duygusal ve davranışsal ZAMAN DA BİR O KADAR GÖRELİDİR BELKİ DE.. tUTAMADIĞIMIZ ZAMANA TUTUNMAYA GEREK DUYMADIĞINIZ YAŞAMLARDA GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE...SEVGİLER 💜





TİME     

"GOOD TEACHERS EXPLAİN.GREAT TEACHERS İNSPİRE."

7 Ağustos 2025 Perşembe

9

 Okuyanlar Duymayanlara Göstersin 

Bilmek, bilmenin farkında olmak en büyük kudret. Bilgi aktarmak veya nakış gibi işlemekse büyük bir maharet. Anlamanın bile 9 farklı yolu varken bunu anlatmadan bile ifade edebilmek sanatın bir başka yönü. Okumadan bazı bilgilere zaten ulaşmış olmak. 

Varoluştan bu yana taşınan içgüdüsel tüm tepkiler zaten bunu doğruluyor. Nerden bildiğimizi bilmediğimiz bir olgu. Neye inandığı görece değişen ya da görmediğine inanan bizler bunun en güzel örnekleriyiz. 

Bir şeye inandığımızı kanıtlayamayız ama bunu gösterebiliriz. İşte bunu gösterme biçimi bizi farklı yapan şeyler. Bu da demek oluyor ki her birey farklı işler tüm bildiklerini. Bilgi tek ama tezahürü sonsuz olasılıklarda cereyan eder. Dolayısıyla bunu anlama şekli de bir o kadar olasılık farklılığını doğuruyor.

  DOKUZ İHTİMAL

Düşündüğünüz,

Söylemek istediğiniz,

Söylediğiniz,

Karşınızdakinin duymak istediği,

Duyduğu,

Anlamak istediği,

Anladığını sandığı,

Ve anladığı arasında farklar vardır. 


Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için, an az 9 ihtimal vardır. 

                       sylviane herpin


Karmaşık bir labirent kadar net .

Sınırları belli seçeneği çok olasılık fazla.

Teşekkürler, Sylviane Heprin 

İrtibat, yaşamla ölüm arasında içgüdüsel olarak libido temelli varlığının en temel içsel gücü olan insanın destriboya yakınlığı insanı ne kadar kosmos içinde küçük de görse kendi içinde evrende oldukça büyük ve karmaşık çalışma yapmayı gerçekleştirme gerekliliğini devam ettirir.

Entelektüelleştirmek, kabul görebilir, yaşam ile ölüm ve bu ikisi arasındaki sığdırılabilen pek çok şey.

Doğada atom altı parçacıklardan evrene kadar her şey bir dizi birleşme ve dönüşümle oluşur. Bu mekanizma toplumsal düzeye de taşınır: aile, cemaat, ulus, devlet, mezhep gibi çok farklı birlik biçimleri tarih boyunca ortaya çıkar ve özgül amaçlarla işlev görür. 

Demokratik Modernite dergisinin bir pasajı. Oldukça net açıklıyor. Yazı başlığı ise, Bir olmak, İri olmak, Diri olmak...

Bunu okuduğum sıralarda benzer bir konuyu ele alan Sinan Canan ve Cansu Canan Özgen videosuna denk gelmek hoş bir rastlantıydı. kıble Fizikçesi ; 

Bütün varlıklar ve varlığın fizikî olayları izafidir. Zaman, mekan, hareket, birbirlerinden bağımsız değildirler. Aksine bunların hepsi birbirine bağlı izafî olaylardır. Cisim zamanla, zaman cisimle, mekan hareketle, hareket mekanla ve dolayısıyla hepsi birbiriyle bağımlıdır.

4 Ağustos 2025 Pazartesi

Bir Yürek Acısı


İz Bırak !
 

Sevgisini çok kendine münhasır yaşayan bizler... Beklenmedik yerlerde olmadık şekilde gösteriyoruz. Asıl olan görünmeyen, gözle seçilemeyen belki sadece hisseden yüreğin taşıdığı güçtür, sevgi. Yine bir gün yürürken karşılaşılan bu tuhaf manzaraya en bu kutu sevinmiştir. Güneşli güzel günlerin bize verdiği hediyelerin dışında canım insanların kifayetsiz kalan duygu izleri... 

Beş sevgi dili belki 100 yıldır anlatılır. Bu hangisi bilemiyoruz. Hatta daha çok sevmekle ilgileniyoruz. Sevileni yok sayarcasına, eğer varsaymış olsaydık, tüm sevilenler mutlu, sevenler ise mutmain olurdu. Yeteri kadar eksik done ile yarım yalamak benzi soluk kalıyor.

Yaşı, tini, titresi ne olursa olsun ne kadar yüce veya büyükte olsa yaşayan her şeyin minik bir yüreği ve onu yaşatan bir değeri var. Ona saygı ve minnet üzerine bu uğurda her şeyi sevmek de ne kutsal bir varlık timsaldır. Bir sebeple hayatına devam etmeyen, edemeyen kaybolan canlarımızın acısını tadan bizlerin zamanı dolmadan yapacakları ödevlere birer birer çalışıp çabalayıp, hazırladığı bu projeyi de özenle sunduktan sonra bitirme tezine ulaşıp gerçekleştirdiği tüm hedeflerinde gayretle tabii anlamlı sonuçlara ulaşacağı, yürüdüğü yolunda kendini de gerçekleştirmiş olarak bütüne bir hayrı olması dileklerimle. Her zorlu yolun mutlaka bir aydınlığa çıkacağı, en karanlığın bizi sürüklediği düzende parlak bir ışıkla karşılaşmak durumuna hazır ve nazır olmak gerekli. Olmayan ve/veya her şeyin üzerinde umutla bakmak tıpkı Frank Sinatra'nın sözlerini umuda inanan sesinden gelen o gerçek sözler gibi; 

Bütün sorunlar sadece oyuncak bir balondur
Yakında patlayacaklar
Sadece "Pop!" diye patlamak zorundalar
Oops, bir sorun daha gitti: Kerplop!
Oops, bir sorun daha gitti: Kerplop!

Yüksek Umutlar; 

High Hope (1959) Bu incelikli parçayı izlemeniz tavsiye edilir. Ben şahsen Sinatra'yı dinlemekten hep keyif alırım. İnsanın dinleyeceği şeyleri seçmesi ne güzel bir özgürlük... Maruz kalınan gürültü yanında

Ziyadesiyle kavrulduğumuz günlerin sonunda yağmur başladı. Kilometrelerce mesafeden yere düşmeden buharlaşan damlalar yere uzaktan öpücük atar gibi bıraktı kendini. Ben tüm bunları istikrarlı bir şekilde gittiğim bir Kafede gözlemliyorum. Cam kenarını göz ucuyla kolladığım bu yer kedilerin en iyi komşusu hatta şuan biri beni izliyor. Güzel bir anını yakalarsam hemen fotoğraflayacağım. Sessiz yaşayanların bize en yakın olanları... Onlar başlı başına kendi bir eser ama bir ilerde onlara ve benim en yakın olduklarıma dair anılarımı paylaşmaktan mutluluk duyarım. 

Kendime oluşturduğum bir okuma rutini için birazdan 7. yarım kitabıma devam edeceğim. Bu elenmiş listenin şuan en kısası. Okumak üzerine bir yazardan öğrendiğim en iyi şey; Eğer bir kitabı okumak için elinize aldığınızda ve bu süre zarfında okumayı değil, bu kitabı okumayı istemiyorsanız, okumayın.

Kaç sayfa kalırsa kalsın bitmesine okumak için cebelleşmeyin... Belki de bitmesi için zamanı değildir.

Ya da gerçekten okumak istemiyorsanız okumayın.  Ne kadar net ve güzel, alternatifleri olan her iş mutlaka batacaktır. Çıkar yolu olmaz, olmazsa olmaz dediklerin en iyisidir. Emin olun hakkını verir. 


Yergici tavırlar çoğu zaman yanıltıcı olmakla beraber meşumdur. Üniversite zamanımda okuldan ama farklı fakültelerde okuyan edebiyat aşığı arkadaşlarla yazarlar üzerine okuma, yazma ve yorumlama bunları farklı fikirler ile bir araya gelerek değerlendirmek,  hayatımın en keyifli münazaralarıydı. Böyle bir kitap kulübüne katıldıysanız, ne kadar heyecan verici olduğunu tahmin edebilirsiniz. Herkes bir şey okur ve kimse aynı şeyi düşünmez. Anlamın bu kadar değiştiği yerde anlaşmazlıkların olması da çok doğal. Anlaşamamak hiçbir zaman sorun olmalı, sen anlamak ve anlaşılmak istedikten sonra.

 Sevgilerimle...💗

Your meaning...


3 Ağustos 2025 Pazar

Kırık Notların Hüzün Sokağı

 

Yollarda Görürüm Seni...

Sokak köşesinde bu şahane görsele denk gelmek ayna nöronların her zaman devrede olduğunu bana bir kez daha hatırlattı. Bir gülümsemeyle bu fotoğrafı çekip akşam yürüyüşüme devam ettikten kısa bir süre sonra paylaşıyorum. 

Bir yazan sadece bir yazan olarak sizlere tırnak içinde yazan tavsiyesi vereceğim. 

To be in a rut  (Monotonluğa kapılmış olmak)

Sometimes life feels like it's on repeat — same job, same places, same routines. That’s when you realize you’re in a rut. It’s not that things are bad, but they’re not exciting either. You feel uninspired, unmotivated, and a little lost. The good news? A small change — a new hobby, a spontaneous trip, even a different morning routine — can help you break free. Demiş bir bilenin kendisi.


Bizim için şu günler monoton olmaktan çok mücella günlere biraz karanlık bakan, her güne fevkaladenin fevkinde olaylarla güne başlayan bir zamandayız. Zamanın berisine doğru bakmaya korkan oldu insan. Ben de aklımı korumak için okumaya biraz yazmaya çokça öğrenmeye, değerli yüreklerle, hoşsohbet insanlarıma ayırabildiğim kadar zaman ayırmaya. Umudu paylaşmaya, yaşamın ancak paçasının tutmaya çalışıyorum. Yakasını yakalarsak o güzel güzel bizi bir yerde bekliyordur herhalde. Biz mi yol iz bilemek, yanlış yoldan mı gittik ya da yolmayan yerden yürümek gerçekten iyi bir cesaret miydi bilmiyoruz. 

Yürüyenlere, yolda olanlara, yolda kalanlara sormak lazım. Kemal Sunal gibi; 

 Umudumuz Şaban (1979) 'Bunun izahına gerek' Hissedilen neyse, yaşanan da odur. 

Yürümenin Felsefi Frederic Gros 192 sayfalık kitabı boyunca yürümek, fütursuzca yürümek üzerine okurken epey yorulmuştum. Elinize aldığınız bu kitabı alelade okuyamıyor. Tekrar tekrar incelemek durumunda kalıyorsunuz. Sanırım aynı sebeple bazen koşmak, tempoyu kaybetmeden devam etmek. Soluklanmak için yürümek ve bu sefer halinde mutlaka etrafı izlemek daha da zoru bundan keyif alabilmek duygusu hasıl oluyor. İşler böyleyken, canım atalarımız demişken 'Kervan yolda düzülür'

Yürümek için yollar yapılan tüm ulaşılabilir bölgelerde nüfusa oranla yürümeyenler, ısrar kıyamet trafikte yer kapmaca oynuyor. Trafik ışıklarının düzenini dahi değiştirmeyen bu kalabalık. Korna seslerinin kendini dinlediği, kimin nereye gittiğini bilemediği sarmalın içinde viraj alan ispitler...

Çizginin bir tarafı başka, diğer tarafa olağandan bambaşka. Wallace çizgisi gibi farklı iki dünya yine de birbirine bağlayan bazı özellikleri var. Bu yolda tek ortak nokta insanın kendisi ve seçeceği yolda bir sonraki kendine giden yol. Dünya’yı İkiye Bölen Görünmez Çizgi

Kendi yolunda olanlara selam olsun. 






Koşar Adım Çıkarsın

Kaçarken kaybolmak Gidilmiş yerleri görmenin yanında orada bıraktığımız izlerin toplamı kadar hayattaki özümüz. Sahip olduklarımız değil de ...