4 Ağustos 2025 Pazartesi

Bir Yürek Acısı


İz Bırak !
 

Sevgisini çok kendine münhasır yaşayan bizler... Beklenmedik yerlerde olmadık şekilde gösteriyoruz. Asıl olan görünmeyen, gözle seçilemeyen belki sadece hisseden yüreğin taşıdığı güçtür, sevgi. Yine bir gün yürürken karşılaşılan bu tuhaf manzaraya en bu kutu sevinmiştir. Güneşli güzel günlerin bize verdiği hediyelerin dışında canım insanların kifayetsiz kalan duygu izleri... 

Beş sevgi dili belki 100 yıldır anlatılır. Bu hangisi bilemiyoruz. Hatta daha çok sevmekle ilgileniyoruz. Sevileni yok sayarcasına, eğer varsaymış olsaydık, tüm sevilenler mutlu, sevenler ise mutmain olurdu. Yeteri kadar eksik done ile yarım yalamak benzi soluk kalıyor.

Yaşı, tini, titresi ne olursa olsun ne kadar yüce veya büyükte olsa yaşayan her şeyin minik bir yüreği ve onu yaşatan bir değeri var. Ona saygı ve minnet üzerine bu uğurda her şeyi sevmek de ne kutsal bir varlık timsaldır. Bir sebeple hayatına devam etmeyen, edemeyen kaybolan canlarımızın acısını tadan bizlerin zamanı dolmadan yapacakları ödevlere birer birer çalışıp çabalayıp, hazırladığı bu projeyi de özenle sunduktan sonra bitirme tezine ulaşıp gerçekleştirdiği tüm hedeflerinde gayretle tabii anlamlı sonuçlara ulaşacağı, yürüdüğü yolunda kendini de gerçekleştirmiş olarak bütüne bir hayrı olması dileklerimle. Her zorlu yolun mutlaka bir aydınlığa çıkacağı, en karanlığın bizi sürüklediği düzende parlak bir ışıkla karşılaşmak durumuna hazır ve nazır olmak gerekli. Olmayan ve/veya her şeyin üzerinde umutla bakmak tıpkı Frank Sinatra'nın sözlerini umuda inanan sesinden gelen o gerçek sözler gibi; 

Bütün sorunlar sadece oyuncak bir balondur
Yakında patlayacaklar
Sadece "Pop!" diye patlamak zorundalar
Oops, bir sorun daha gitti: Kerplop!
Oops, bir sorun daha gitti: Kerplop!

Yüksek Umutlar; 

High Hope (1959) Bu incelikli parçayı izlemeniz tavsiye edilir. Ben şahsen Sinatra'yı dinlemekten hep keyif alırım. İnsanın dinleyeceği şeyleri seçmesi ne güzel bir özgürlük... Maruz kalınan gürültü yanında

Ziyadesiyle kavrulduğumuz günlerin sonunda yağmur başladı. Kilometrelerce mesafeden yere düşmeden buharlaşan damlalar yere uzaktan öpücük atar gibi bıraktı kendini. Ben tüm bunları istikrarlı bir şekilde gittiğim bir Kafede gözlemliyorum. Cam kenarını göz ucuyla kolladığım bu yer kedilerin en iyi komşusu hatta şuan biri beni izliyor. Güzel bir anını yakalarsam hemen fotoğraflayacağım. Sessiz yaşayanların bize en yakın olanları... Onlar başlı başına kendi bir eser ama bir ilerde onlara ve benim en yakın olduklarıma dair anılarımı paylaşmaktan mutluluk duyarım. 

Kendime oluşturduğum bir okuma rutini için birazdan 7. yarım kitabıma devam edeceğim. Bu elenmiş listenin şuan en kısası. Okumak üzerine bir yazardan öğrendiğim en iyi şey; Eğer bir kitabı okumak için elinize aldığınızda ve bu süre zarfında okumayı değil, bu kitabı okumayı istemiyorsanız, okumayın.

Kaç sayfa kalırsa kalsın bitmesine okumak için cebelleşmeyin... Belki de bitmesi için zamanı değildir.

Ya da gerçekten okumak istemiyorsanız okumayın.  Ne kadar net ve güzel, alternatifleri olan her iş mutlaka batacaktır. Çıkar yolu olmaz, olmazsa olmaz dediklerin en iyisidir. Emin olun hakkını verir. 


Yergici tavırlar çoğu zaman yanıltıcı olmakla beraber meşumdur. Üniversite zamanımda okuldan ama farklı fakültelerde okuyan edebiyat aşığı arkadaşlarla yazarlar üzerine okuma, yazma ve yorumlama bunları farklı fikirler ile bir araya gelerek değerlendirmek,  hayatımın en keyifli münazaralarıydı. Böyle bir kitap kulübüne katıldıysanız, ne kadar heyecan verici olduğunu tahmin edebilirsiniz. Herkes bir şey okur ve kimse aynı şeyi düşünmez. Anlamın bu kadar değiştiği yerde anlaşmazlıkların olması da çok doğal. Anlaşamamak hiçbir zaman sorun olmalı, sen anlamak ve anlaşılmak istedikten sonra.

 Sevgilerimle...💗

Your meaning...


Koşar Adım Çıkarsın

Kaçarken kaybolmak Gidilmiş yerleri görmenin yanında orada bıraktığımız izlerin toplamı kadar hayattaki özümüz. Sahip olduklarımız değil de ...